11 Haziran 2012 Pazartesi

ASKİ 2012 Su İlk Abonelik Masrafları

Su Tesisleri Harcama Katılma Payı : 258 Lira
Kanalizasyon Harcama Katılma Payı : 258 Lira
İşcilik Ücreti : 48 Lira
Güvence Bedeli : 27 Lira
Keşif Bedeli : 60
Lira
Faturasız Sayaç Bedeli : 300 Lira




BaşkentSA Tedaş Elektrik ilk Abonelik bedeli : 183 TL

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Microsoft Watson Client Nedir?

Watson, sistem ve program hataları hakkında bilgileri toplar ve loglar. Bir program hatası durumunda, Watson otomatik olarak başlar.

25 Mayıs 2012 Cuma

ASP.NET HATALARI

An ASP.NET setting has been detected that does not apply in Integrated managed pipeline mode.


web.config dosyasına aşağıdaki kodu yazın.

<system.webServer>
<validation validateIntegratedModeConfiguration="false" />
</system.webServer>

12 Nisan 2012 Perşembe

FIREWALL (Güvenlik Duvarı)


Firewall’ları bilişim güvenliği araçları olarak özetleyebiliriz. Bu araçlar donanım olabileceği gibi bir yazılım da olabilir. Firewall’ların görevi: Kurumsal ağları, kişisel ağları ya da en basitinden evde kullanmış olduğumuz kişisel bilgisayarlarımızı; internet’ten, diğer ağlardan vb. dış kaynaklardan gelen veya bu kaynaklara gönderdiğimiz verileri kontrol altına alıp istenilmeyen veri trafiğini engellemektir. Bu veri trafiğini kontrol alma ihtiyacı internet
doğduktan sonra zaruri bir ihtiyaç halini almıştır. Çünkü sistemlerimizin başkalarının erişimine açmak demek kötü niyetli kişilerin bu erişim hakkıyla bizim istemediğimiz ve bize zararı dokunabilecek işler yapmasına müsaade etmek demektir.
· İlk Nesil Firewall’lar (Paket Filtre Güvenlik Duvarları)
Firewall teknolojisi üzerine yazılmış bilinen ilk yazı 1988’de DEC’ten (Digital Equipment Corporation) Jeff Mogul’un paket filtre güvenlik duvarı denen filtreyi geliştirmesiyle yayınlanmıştır. Oldukça basit olan bu sistem çok gelişecek ve oldukça karmaşıklaşacak internet güvenlik sistemleri ilk nesil örneğiydi. AT&T’den Bill Cheswick ve Steve Bellovin de bu ilk neslin mimarisi üzerine kendi kurumlarında kullanmak için çalışan bir filtre hazırladılar.
· İkinci Nesil Firewall’lar (Devre Seviyesi Firewall’lar)
1980–1990 yılları arasında AT&T’nin Bell laboratuarlarında Dave Presetto ve Howard Trickey devre seviyesi güvenlik duvarı olarak bilinen ikinci nesil firewall’u geliştirdiler
· Üçüncü Nesil Firewall’lar (Uygulama Seviyesi Firewall’lar)
Üçüncü nesil güvenlik duvarı olarak bilinen uygulama seviyesi firewall’lar ilk olarak Purdue Üniversitesi’nden Gene Spafford, AT&T’den Bill Cheswick ve Marcus Ranum’un yayınlarıyla tanımlanmıştır. Bu firewall’lar uygulama seviyesi firewall’lar veya proxy tabanlı firewall’lar olarak da bilinir. Marcus Ranum’un bu teknoloji üzerindeki çalışmaları ilk ticari ürünün ortaya çıkmasına öncülük etmiştir. Bu ürün DEC tarafından SEAL Product (Tıkama ürünü) olarak piyasaya sürülmüştür. DEC firmasının ilk büyük satışı 13 Haziran 1991 yılında Amerika’nın doğu sahillerinde bulunan bir kimya firmasına olmuştur.
Firewall Çeşitleri
1. Donanımsal Firewall
Donanımsal firewall’lar router, modem vb. donanıma entegre edilmiş firewall’lardır. Tipik olarak paket filtreleme yöntemini kullanırlar.
Avantajları
· Tek bir firewall tüm ağınızı, dolayısıyla ağınızdaki bütün bilgisayarları korur.
· Bilgisayarınızda çalışmadığı için yani çevresel donanım olduğu için sisteminizin performansını ve hızını etkilemezler.
· Donanımsal firewall’lar geniş bant kullanan kurumlar için daha verimlidir.
· Donanımsal firewall’lar yazılımsal firewall’lar gibi zararlı yazılımlar (virüs, kurtçuk vb.) kolayca devre dışı bırakılamazlar.
· Bir kurum için her bir bilgisayara tek tek lisanslı firewall almaktansa bir tane donanımsal firewall kullanmak maliyeti önemli ölçüde düşürür.
Dezavantajları
· Kullanım alanlarına ve tiplerine göre oldukça pahalı olabilirler.
· Özellikle yeni kullanıcılar için donanımsal firewall ayarlarını yapmak oldukça zor olabilir.
· Donanımsal firewall’lar ağınızdan çıkan veriyi güvenli olarak nitelendirdikleri için, ağınızda bulunan zararlı bir yazılımın internete bağlanmasına müsaade ederler
2. Yazılımsal Firewall
Bu çeşit bir firewall’lar herhangi bir bilgisayara yazılım olarak rahatça kurulabilir. Bilgisayara gelen verinin istenen veri olup olmadığını kontrol ederler ve çoğu zaman bilgisayardan çıkan verinin de kontrol edilebilmesi için ayarlanabilirler. az sayıda bilgisayar içeren ağlar için idealdirler.
· Kullanımı kolaydır. Kurulumu birkaç tıklamayla tamamlanıp ayarlarını yapmak da donanımsal firewall’lara göre çok kolaydır. Mesela herhangi bir yazılımsal firewall’da güvenlik seviyesini rahatça belirleyebilirsiniz.
· Esnektirler. Hangi uygulamanın internete erişim hakkı olduğunu belirleyebilirsiniz. Kendi mail sunucularını kuran zararlı yazılımlar (MyDoom) gibi potansiyel senaryolarda donanımsal firewall’lara göre çok daha güvenlidir. Bu tür yazılımlar kendi mail sunucusunu kurduğu için, donanımsal firewall’lar bu yazılımları güvenli olarak algılayıp bu zararlı yazılımların dışarıya olan veri trafiğini engellemezler.
· İstenilen her yere bilgisayar ile birlikte taşınabilir (özellikle laptop kullanıcıları).
Dezavantajları
· Yazılımsal oldukları için sisteminizin belleğini, işlemcisini vb. kaynakları kullandıkları için performansı ve hızı düşürürler.
· Geniş bir ağınız varsa ve ücretsiz (freeware) firewall kullanmıyorsanız her bir bilgisayar için lisanslı yazılım kullanacağınızdan dolayı maliyeti yüksek olabilir.
· Yazılımsal firewall’lar IP adresinizi maskeleyemezler bunu yerine kullanılmayan portları kapatırlar.
Bilişim güvenliği uzmanları en yüksek seviye güvenlik için her iki tip firewall’ın bir arada kullanılmasını önermektedirler.
v Mimarilerine göre firewalllar ve işleyiş mekanizmaları: Firewall’ların işleyişini aşağıdaki resimle basit bir şekilde gösterebiliriz. Mimarilerine göre firewall’ların sınıflandırılması çoğu yerde farklılıklar göstermekte fakat ben temel olan 4 mimariden bahsedeceğim.
1- Statik Paket Filtre Firewall’ları
Bu mimari eskimiş olmasına rağmen halen bazı sistemlerde kullanılmaktadır. Bu firewall’lar trafikte akan verinin başlık (header) kısmına bakar ve bu kısımdaki bilgileri okuyarak analiz eder (kaynak adresi, hedef adresi, paketin erişmek istediği port, kullanacağı protokol gibi) ve analiz sonucuna göre önceden tanımlanmış yetkilere göre paketin geçisine izin verir ya da paketi engeller. Bu mimarinin en büyük eksisi paketi ilk gönderen sistemin yani paketin oturumunu açan sistemin bazen tespit edilemiyor olmasıdır. Bu tür firewall’lar ağ katmanında (network layer) çalışırlar.
2- Devre Seviyesi Firewall’lar (Circuit Level Firewalls)
Devre seviyesi firewall’lar bağlantı kurulduğu anda paketleri ufak bir denetimle taşıdıkları için bir hayli yüksek performans gösterirler. Bu tip firewall’larda kaynak ile hedef arasında direk bir bağlantı kurulmaz. NAT (Network Address Translation) denen ağ adresinin farklı bir adrese dönüştürüldüğü tekniği kullanırlar. Ağ geçidi (gateway) sistemin yerel ağdaki IP adresini dışarıya bağlı kaynaklardan gizler. Bu teknik devre seviyesi firewall’ların oldukça esnek olmasını sağlar. Bu sistemin de dezavantajları vardır. Örneğin bu tip firewall’lar kaynak ile hedef arasındaki paketleri analiz edemezler.
3- Dinamik Paket Filtre Firewall’ları (Durum Denetimli Firewallar – Stateful Inspection)
Bu mimari statik paket filtre firewall’larının yetersiz kalması üzerine tasarlanmıştır. Durum denetimi için paketler ağ katmanında (network layer), yüksek performans açısından statik paket filtre firewall’larında olduğu gibi filtrelenir. Daha sonra verinin geldiği bütün katmanlara erişilir ve bu katmanlar yüksek güvenliği sağlamak için denetlenir. Yani aslında veri kaynaktan hedefe kadar takip edilir. Bu firewall’lar sadece paketin başlığını incelemekle kalmaz aynı zamanda paketin içeriğini de kontrol ederek paket hakkında daha fazla bilgi elde eder. Ek güvenlik önlemi olarak bu firewall’lar bütün portları kapalı tutar (port taramalarına karşı) sadece port için bir istek geldiği zaman eğer isteğe yetki verirse portu açar. En büyük
dezavantajlarından biri FTP protokolünün Proxy özelliği desteklememesidir. Bu açığının kötüye kullanım oranı da oldukça yüksektir. Stateful Inspection terimi ilk defa Check Point Software firmasının ürününün Firewall–1 isimli ürününde kullanılmıştır. Bu mimari günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.
4- Proxy Destekli Firewall’lar (Proxy Based Firewalls)
Bu firewall’lar uygulama seviyesinde (application layer) çalışırlar. Proxy destekli firewall’ların özelliği oturumu kendisinin başlatmasıdır. Yani kaynak sistem oturum açmak istediğinde bu isteğini firewall’a gönderir. Firewall da isteği kaynağa iletir. Oturum açıldıktan sonra da işleyiş aynen devam eder. Proxy destekli firewall’lar hedef ile kaynak arasında izolasyon görevi görür. Bu firewall’ların paket içeriğini kontrol edebilmeleri en büyük artılarıdır. Bu tür firewall’lar dinamik paket filtre firewall’ları gibi oturumu takip etmezler. Çünkü oturumu zaten kendileri başlatırlar. Hedef ile kaynak arasına girdiği için ve paketleri kendisi ilettiği için özellikle veri trafiğinin yoğun olduğu alanlarda ciddi performans kayıpları olmaktadır.

Bu dört sistemden 2 veya daha fazlasını kullanan firewall’lar da bulunur. Bunlara hibrit (melez) sistemler denir.

BİLGİ GÜVENLİĞİ


Savunma Denetimleri :
·    En güçlü savunma yöntemlerinden biri şifrelemedir. Özellikle verinin şifreli biçimde tutulması, veriye olan izinsiz erişimi anlamsız hale getirir. Ayrıca şifreleme, kimlik doğrulama ve kimliğin inkar edilememesi gibi doğrulama mekanizmalarında da önemli bir yoldur.
·    Savunmaya yönelik diğer bir denetim, yazılım denetimidir. Özellikle birden fazla kullanıcının kullanması düşünülen yazılımlarda, yazılımın iç güvenlik denetiminin beklendiği gibi çalıştığından emin olunmalıdır. Yazılım kimlik doğrulamayı düzgün yapabilmeli, ve buna uygun erişim sınırlamalarını eksiksiz yerine getirebilmelidir.
·    En az yazılım denetimi kadar önemli bir diğer savunma yolu donanımın denetimidir. Bu denetim için bazen çok basit ve masrafsız ama etkili çözümler üretilebilir: Kasaların kilit takılabilen türlerinin seçilmesi, ve kilitlerin sürekli kasalar üzerinde tutulması, her şeyden önce kilitsiz bir kasaya göre çok daha caydırıcı bir etki sağlar.
·    Elbetteki korunan bilginin değerine göre donanıma olan fiziksel erişimi kısıtlamak ve denetim altında tutmak için daha gelişmiş yollar da kullanılabilir (örn: akıllı kart ya da diğer gelişmiş kimlik doğrulama sistemleri gibi).
·    Yine korunan bilginin değerine göre, birden fazla yedek tutmak, ve hatta tutulan iki yedek kopyanın aynı yerde tutulmaması gibi yordamları da oluşturabilirsiniz.

Ø VİRÜS
Bir bilgisayar virüsü, başka bir programın sonuna kendi kodunu ekleyen ya da o programı silerek üzerine kendi kodunu kopyalayan, yani bir anlamda kendisini o programla değiştiren bir program ya da çalıştırılabilir bir program/kod parçasıdır.
PC kullanıcısının virüs aktivitelerinden genellikle haberi olmaz. Çoğu virüs bir dereceye kadar zararsızdır ve yıllarca dikkate değer bir etki yaratmadan bulunduğu yerde kalabilir. Ancak bazıları veri dosyalarına zarar verir (çoğu zaman gizli ve sinsi bir şekilde), hatta dosyaları ve diskleri silmeye çalışırlar. Geriye kalanlar ise rastgele bir şekilde zarar verenlerdir. En iyi huylu virüsler (görünürde zarar vermeyen virüsler) bile önemli zararlar verirler : sabit disk ve/veya bellekte yer kaplarlar, CPU zamanını harcarlar; ortaya çıkarılmaları ve temizlenmeleri için önemli miktarda zaman ve para harcanır.
Virüs Çeşitleri Hakkında Bilgi:
1. Dosyalara bulaşan virüsler: Genellikle COM, EXE uzantılı dosyaların kaynak koduna kendilerinin bir kopyasını eklerler. SYS, DRV, BIN, OVL, OVY uzantılı dosyalara da bulaşan virüsler de vardır. Bazı virüsler dosyaların açılmasını beklemeden de çoğalabilir. Örneğin DOS’da DIR çekildiğinde diğer dosyalara bulaşan virüsler de vardır.
Dosyalara bulaşan virüslerin büyük bir kısmı, EXE dosyanın başlangıç kodunu alarak başka bir yere yazar. Dosya çalıştırıldığında önce virüs harekete geçer, başlangıç kodunu çalıştırır. Her şey yolunda gidiyormuş görünür. Bazıları da COM uzantılı ikinci bir dosya yaratarak içine kendi kodunu kopyalar. DOS tabanlı işletim sistemleri önce COM uzantılı dosyaya bakacağından farkında olmadan virüsü çalıştırır.
2. Boot sektörü virüsleri: Disk ve disketlerde (A, C, D, E, …) olarak bilinen mantıksal bölümlerin her birinde boot sektörü vardır. Boot sektörde diskin formatı ve depolanmış verilerin bilgileriyle DOS’un sistem dosyalarını yükleyen boot programları bulunur. Bir boot virüsü boot dosyalarına bulaştığında, bu disk veya disketten bilgisayar açılmaya çalışıldığında “Non-system Disk or Disk Error” mesajı verilerek bilgisayar açılmaz.
3. Macro Virüsleri: Microsoft Word ve Microsoft Excel gibi popüler uygulama programlarının macro dillerini kullanılarak yazılıyorlar. Macro’lar veri dosyalarında kaydedildiği için virüslü belge açıldığında virüsün makro kodu çalışmaya başlar.
4. Script Virüsler:

Ø ANTİVİRUS : Antivirüs virüslere karşı yazılmış, temizleme, kurtarma işlevlerini yerine getiren koruyucu programlara verilen genel isimdir. Antivirüs programları virüsleri bulmak, karantina altına almak/silmek için çeşitli yöntemleri izlerler. Bu yöntemler antivirüs programlarının çalışma hızını ve prensiplerini belirler. Bilinenin aksine antivirüs programı yüklemek sistemin komple güvenliği için yeterli değildir. Ancak her sistemde mutlaka güncel ve güvenilir, lisanslı bir antivirüs programı bulunmalıdır.

Ø SPAM : Internet üzerinde aynı mesajın yüksek sayıdaki kopyasının, bu tip bir mesajı alma talebinde bulunmamış kişilere, zorlayıcı nitelikte gönderilmesi Spam olarak adlandırılır. Spam çoğunlukla ticari reklâm niteliğindedir.


Ø SPYWARE : Spyware veya Türkçe ismi ile casus programlar bilgisayarınızda casusluk yapmak için yaratılmış programlardır.
Bu programlar kullandığınız masum görünen ve genelde internetten “bedava” diye reklamını görüp indirdiğiniz programlar ile bilgisayarınıza bulaşan programcıklardır. Çoğunlukla dikkat etmediğimiz EULA (Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi) içersinde programla birlikte kurulacağı belirtilir ve biz “I Agree” dediğimiz an her şeyi kabul etmiş oluyoruz.
Tam anlamı ile virüs olarak adlandırılamayan bu programların temel amaçları kuruldukları bilgisayarda bilgi toplamak ve bu bilgileri bu programları yaratan kişilere göndermektir.

Ø TROJAN (Truva Atı) : Trojan “kurban”ının tahmin etmediği bir şekilde ve isteği olmaksızın, gizli ve genellikle kötü amaçlı bir faaliyette bulunan bir programdır. Virüsten farkı kendi kendini çoğaltmamasıdır (her ne kadar bu ayrım evrensel olarak kabul görmemişse de).
Trojan’ın kendisi bir virüs değildir. Kendi kendini çoğaltmaz, sadece sabit diskteki bilgilere zarar verir. Trojan kendisini zararsız bir program gibi (örneğin bir oyun ya da yardımcı program) gösterir. Görünümü ve ilk çalıştırıldığındaki aktivitesi zararsız bir program gibidir. Çalıştırıldığında verileri silebilir veya bozabilir. Bir trojan, virüs içerebilir ancak kendisi bir virüs değildir. Truva atı Yararlı gibi görünen ancak aslında zarara yol açan bir bilgisayar programıdır.

Ø ADWARE: Kendi yazdığı programı satmak yerine, belirli firmalar tarafından sağlanan reklamları programın içine gömerek kullanıcıya sunan programların genel adı “adware” dır. Bu programların en belirgin özelliği ücretsiz olarak dağıtılması ve programı yazanın kazancını sizin bilgisayarınızda bu reklâmları göstermesi ve sizin de gördüğünüz reklâmları tıklamanızdan sağlamasıdır.

Ø FIREWALL
Ateş duvarları ağın içinden veya dışından gelen yetkisiz erişimleri engelleyen, süzen ve izin denetimi sağlayan yazılımlar veya donanımlardır. Ateş duvarlarını yazılımsal, donanımsal veya her ikisinin de bir arada oldugu gruplara ayırabiliriz. Aslına bakarsanız donanımsal olanların üstünde de bir çeşit gömülü yazılım (firmware), BIOS vs ismi altında yazılımlar çalışmaktadır.Ateş duvarı deyince sadece bizi dışarıdan gelen saldırılara karşı koruyan birşey düşünmemek gerekir. Gelişmiş ateş duvarları bunların dışında NAT (Ağ Adres Çevrimi), VPN (Virtual Private Networking - Sanal Özel Ağ) gibi teknolojileri de bize sunarlar.
Firewall Çeşitleri : Paket filtreleyen, Proxy, Network Address Translation (NAT), Saldırı Tespit, Kayıt tutma



YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ


Yazılım Geliştirme Yaşam Döngüsü: Gereksinim Analizi à Sistem Tasarımı à Program Tasarımı à Program Kodlaması  à Modül Testi à  Birleştirme Testi à Sistem Testi à Teslim à Sistemin İdamesi

Yazılım Süreci Modelleri
1. Gelişigüzel Model: Herhangi bir model ya da yöntem yok. Genellikle tek kişilik üretim ortamı. Basit programlama. İzlenebilirliği ve bakımı zor.
2. Barok Modeli : Gerçekleştirim aşamasına daha fazla ağırlık veren bir model olup, günümüzde kullanımı önerilmemektedir.
3. Çağlayan (Şelale) Modeli : İyi tanımlı projeler ve üretimi az zaman gerektiren yazılım projeleri için uygun bir modeldir.
4. V Modeli : Belirsizliklerin az, iş tanımlarının belirgin olduğu BT projeleri için uygun bir modeldir.
5. Helezonik (Spiral) Model : Prototip yaklaşımı vardır.
6. Evrimsel Model : Coğrafik olarak geniş alana yayılmış, çok birimli organizasyonlar için önerilmektedir (banka uygulamaları).
7. Artırımsal Model: Üretilen her yazılım sürümü birbirini kapsayacak ve giderek artan sayıda işlev içerecek şekilde geliştirilir. Bir taraftan kullanım, diğer taraftan üretim yapılır.
8. Araştırma Tabanlı Model: Geliştirilen yazılımlar genellikle sınırlı sayıda kullanılır ve kullanım bittikten sonra işe yaramaz hale gelir ve atılır.



Metodoloji
Bir BT projesi ya da yazılım yaşam döngüsü aşamaları boyunca kullanılacak ve birbirleriyle uyumlu yöntemler bütünü. Günümüzdeki metodolojiler genelde Çağlayan ya da Helezonik modeli temel almaktadır

Bir Metodolojide Bulunması Gereken Temel Bileşenler (Özellikler)

§ Ayrıntılandırılmış bir süreç modeli
§ Ayrıntılı süreç tanımları
§ İyi tanımlı üretim yöntemleri
§ Süreçler arası arayüz tanımları
§ Ayrıntılı girdi tanımları
§ Ayrıntılı çıktı tanımları
§ Proje yönetim modeli
§ Konfigürasyon yönetim modeli
§ Maliyet yönetim modeli
§ Kalite yönetim modeli
§ Risk yönetim modeli
§ Değişiklik yönetim modeli
§ Kullanıcı arayüz ve ilişki modeli
§ Standartlar



Programlama Dilleri
§ Çok yüksek seviyeli diller: VisualBasic, VB.NET, Acces , Foxpro ...
§ Yüksek seviyeli diller: Pascal ,Basic ,Fortran...
§ Orta seviyeli diller: C, C++, C# , Java ,ADA...
§ Düşük seviyeli diller: Assembly...
§ Makine dilleri: Bilgisayarın çalışma dilleri 1 ve 0'lardan oluşur...

Programlama Yaklaşımları
§ Prosedür yönelimli diller (örn. Fortran, Pascal)
§ Nesne yönelimli diller (örn. C++, C#, Java)
§ Mantık yönelimli diller (örn. Prolog)
§ Görev yönelimli diller

İyi bir programın temel özellikleri
§ Doğruluk : Verilen görevlerin tam olarak yerine getirilmesi.
§ Dayanıklılık : Beklenmedik hatalardan dolayı programın çalışması kesilmemeli.
§ Genişleyebilme : İleri aşamalarda görevlerin değişikliği veya yenilerinin eklenmesi kolay olmalıdır.
§ Basitlik : Karmaşık tasarımlardan kaçınmak gerekir.
§ Modülerlik : Program kodları başka programlarda da kullanılabilmelidir.
§ Uyumluluk : Başka bilgisayar ve sistemlerde çalışabilmelidir.
§ Kontrol edilebilirlik : Hata olabilecek yerlere açıklayıcı hata mesajları konulmalıdır.
§ Kolay kullanım : Kullanıcı arabirimi kolay olmalı ve rahat öğrenilebilmelidir.
§ Parçalanabilirlik : Problemi küçük parçalara ayrılarak yazmak.
§ Anlaşılırlık : Başkasının yazdığı program elden geçirilirken rahatça okunabilmeli.
§ Koruma : Modüller birbirlerine müdahale etmemelidirler.


VERİTABANI YÖNETİM SİSTEMLERİ


Veri: Veri kelimesinin kökeni latincedir (datum) ve “gerçek” anlamına gelmektedir. Her zaman somut gerçekleri göstermez, hiç olmayan şeyler, fikirler de veri olabilir. Kullanıcının bilgisayara her giriş yaptığı değer olarak belirtilebilir. Bilgi ise, anlamlı biçimde derlenen ve birleştirilen veridir ve şimdiki zamanda ve gelecekte verilecek kararlar için var olan gerçek bir değerdir. Bilgi, karar verme ile doğrudan bağlantılıdır.


Veritabanı: Büyük boyutlu, düzenli veri kümelerinin yönetimi için yaygın biçimde kullanılan araçtır. Bir ya da birkaç uygulamada kullanılmak için, gereksiz yinelemelerden arınmış olarak, düzenli biçimde bilgisayar belleklerinde saklanan birbiriyle ilişkili veriler topluluğudur. Belirli bir kurulusun birçok uygulamasında kullanılan, birbiriyle ilişkili, işletimsel verilerden oluşur. Giriş/çıkış verileri ve geçici veriler veritabanında saklanmaz. Veritabanındaki veriler gereksiz yinelemelerden arındırılmıştır ve birden çok uygulama tarafından kullanılabilirler. Veritabanı sistemlerini tanımlamak, yaratmak, kullanmak, değiştirmek ve veritabanı sistemleriyle ilgili her türlü işletimsel gereksinimleri karşılamak için kullanılan yazılım sistemine Veri Tabanı Yönetim Sistemi (VTYS) denir. Her VTYS sistemi bir Veri Modeli (Data Model) kullanır. Veri modeli, verileri mantıksal düzeyde düzenlemek için kullanılan yapılar ve kavramlar bütünüdür. Veri Tabanını tasarlayan kullanıcı, veri modellerinin yapılarını ve kavramlarını kullanarak mantıksal düzeydeki düzenlemelerini oluşturur ve veritabanı tasarım belirtimlerini hazırlar. Hazırlanan tasarım belirtimleri biçimsel tanımlara dönüştürülerek VTYS’ye girilir. Veritabanı tanımlarını VTYS’ye iletmek için kullanılan biçimsel dile Veri tanımlama Dili-VTD (Data Definition Language) yada Veri Tanımlama Olanagı (Data Definition Facility) adı verilir. VTD ile oluşturulan veritabanı tanımları Veri Tanımlama Dili Derleyicisi tarafından yorumlanarak uygun yapılara dönüştürülerek saklanır. Veritabanı tanımlarının VTYS tarafından derlenerek saklanması VT yaklaşımının temel özelliklerindendir. Bu süreç sayesinde VT tanımlarının yetkili kişiler tarafından bir kez yapılması, tanımların kalıcılığının sağlanması ve kullanıcıların bu tanımları kullanmaları, bu tanımlara uygun işlem yapmaları sağlanmış olur. Veri tanımlama ve daha önce yapılmış tanımları değiştirme yetkisi yalnız Veri Tabanı Sorumlusu (Data Base Administrator) olarak tanımlanan ve veri tabanının tümünden sorumlu olan kişi yâda kişilere aittir. Kullanıcıların veri tanımlama ve değiştirme yetkisi yoktur.

Veritabanı Yaklaşımının Yararları
·          Veri tekrarının azaltılması
·          Veri bütünlüğünün sağlanması
·          Veri paylaşımın sağlanması
·          Kullanımının yaygınlaştırılması
·          Verilerin gizliliğinin ve güvenliğinin sağlanması
·          Standartların uygulanabilmesi

Veri Tabanı Temel Özellikler
1)    Kalıcılık: Verilerin manyetik bir ortama kaydedilip depolanmasıdır.
2)    Paylaşılabilirlik: Veri tabanının çok kullanıcılı bi ortamda farklı amaçlarla aynı anda kullanılabiliyor olmasıdır.
3)    İlişkilendirilebilirlik: Ayrı birimler halinde depolanan verinin daha geniş resim sağlamak üzere birleştirilebilir olmasıdır.


VERİ MODELLERİ
Sıradüzensel (Hiyerarşik) Model : Programlama dillerindeki veri yapılarına benziyor. Bir kaydın 1 ebeveyn kaydı, 1’den çok çocuk kaydı var.
Ağ Modeli : Her kaydın birçok ebeveyn ve birçok çocuk kaydı bulunabilir. (TurboIMAGE, IDMS, RDM Embedded, RDM Server )
İlişkisel Model : Veriler için kavramsal olarak basit bir model; veriler ve ilişkiler “tablolar” üzerinde tanımlanır ve tüm bilgiler görülebilecek şekildedir. İstenen işleme veya rapora göre sorgularla ilgili tablolar arasında ilişkiler kuruluyor.
 İlişki Türleri: Birden Çoğa, Çoktan Bire, Çoktan Çoğa
Nesneye-Yönelik Model : Veriler nesne olarak modellenir ve yaratılır. Nesneye-Yönelik Programlama (OOP) da olan sınıf ve miras kavramlarına sahiptir. Karmaşık veriler üzerinde işlem yaparken yüksek performans sunan bir yaklaşımdır.
Nesneye-Yönelik İlişkisel Model:  İlişkisel Modelin iyi bilinen özelliklerini Nesne Tabanlı özelliklerle birleştirir. Bunlar: Kullanıcı tanımlı veri türleri, Kullanıcı tanımlı fonksiyonlar, Kalıtım ve alt sınıflar.
Varlık-İlişki Modeli : Bu model kullanılarak önce; VTYS'den bağımsız olarak veriler çözümlenir, veri modellemesi yapılır, veriler ve veriler arası ilişkilerin anlamları ve özellikleri incelenerek E-R çizelgeleri oluşturulur. kullanılacak VTYS belirlenir. sonra da E-R çizelgeleri bu sistemin veri modeline dönüştürülerek veri tabanı şemaları oluşturulur.



VTYS BİLEŞENLERİ
·    Veri Tanımlama Dili: Veri tabanının yapısının ve içeriğini belirlemek için programcılar tarafından kullanılan dildir.
·    Veri Manüplasyon Dili: Veri tabanındaki verinin idaresi için programcılar ve son kullanıcılar tarafından kullanılan dildir.
·    Veri Sözlüğü: Veri tabanında saklanan veriyle ilgili bilgi ve tanımların bulunduğu dosyadır. GRANT, DENY, REVOKE


SQL DEYİMLERİ
·    DDL (DATA DEFİNİTİON LANGUAGE) DEYİMLERİ: DDL deyimleri veritabanı üzerinde nesne yaratmak için kullanılırlar. En yaygın kullanılan DDL deyimleri şunlardır: CREATE, ALTER, DROP
·    DML (DATA MANIPULATION LANGUAGE) DEYİMLERİ: Veritabanı içindeki verileri elde etmek ve değiştirmekle ilgili SQL deyimleridir. SELECT, INSERT, UPDATE, DELETE
·    DCL (DATA CONTROL LANGUAGE) DEYİMLERİ: Veritabanındaki kullanıcı haklarını düzenlemek için kullanılan deyimlerdir. Örneğin GRANT, DENY, REVOKE gibi.

Popüler Veri Tabanı Yönetim Sistemleri
1.     Microsoft Access
2.     MySQL
3.     IBM DB2
4.     Informix
5.     Microsoft SQL Server
6.     PostgreSQL
7.     Oracle